21.04.2006
 

indirin
{

HER TÜRLÜ ZULÜM, BASKI VE İŞKENCE DİNİMİZCE YASAKLANMIŞTIR

Muhterem Müslümanlar!

Zulüm, baskı ve işkence insan onur ve şerefiyle bağdaşmayan, insan haklarına aykırı kötü tutum ve davranışlardır. Bu tür tutum ve davranışların bir çok çeşidi vardır. Öldürmek, yaralamak, dövmek, hakaret etmek, psikolojik baskı yapmak, aşağılamak; makamını, zenginliğini, güç ve otoritesini kullanarak sindirmeye çalışmak gibi. Bu tür davranışlar; aile bireyleri arasında vuku bulacağı gibi, mahallede, iş yerinde, çeşitli etnik ve dini guruplar veya toplumlar arasında da meydana gelebilir.

Değerli Kardeşlerim!

Hiçbir sebep insanların birbirine zulüm, baskı ve işkence yapmasına gerekçe olamaz.  Kur’an’ı Kerim’de bu tür davranışlar kesin olarak yasaklanmıştır. Sevgili Peygamberimiz de, insanın insana kötü muamelede bulunmasını yasaklamış ve dinimizde bu davranışların dinimizde asla yerinin olmadığını belirtmiştir. Bir hadisi şeriflerinde, “Zulme uğrayanın bedduasından sakınınız. Çünkü onunla Allah arasında perde yoktur"1 buyurarak, başkalarına çirkin tutum ve davranışlarda bulunanları uyarmıştır. Diğer bir hadisinde de müslümanı, “elinden ve dilinden kimsenin zarar görmediği kişi”2 şeklinde tarif ederek, bu tür davranışlarda bulunan kimselerin gerçek anlamda müslüman sayılamayacaklarını dile getirmiştir.
 
Değerli Kardeşlerim!

Zulüm, baskı ve işkence; hak ihlalinin, adaletsizliğin, saygısızlık ve sınır tanımazlığın açık bir göstergesidir. Bu tür davranışların yaygın  olduğu toplumlarda  kargaşa ve huzursuzluk hakim olup, dünya hayatı çekilmez hale gelir. Zalimler belki dünyada nefislerini tatmin ederler ama unutmamalıdırlar ki kendilerini ahirette kötü bir son beklemektedir. Bu durumu sevgili Peygamberimiz, "Zulümden sakınınız. Zira zulüm, kıyâmet günü (sahibini saran) karanlıklar (olacak)dır"3 şeklinde dile getirmiştir. Dünya hayatında insanlara zulmetmek, ahirette, zulmeden kişiyi iflasa götürür. Peygamberimiz, “Müflis kimdir, biliyor musunuz?” diye sorduğunda, Ashâb: Bize göre müflis, parası ve malı olmayan kimsedir, dediler. Rasûlullah: “Şüphesiz ki ümmetimin müflisi; kıyamet günü namaz, oruç ve zekât sevabıyla gelip; şuna sövdüğü, buna iftira ettiği, şunun malını yediği, bunun kanını döktüğü, şunu dövdüğü için iyiliklerinin sevabı şuna buna verilen ve üzerindeki kul hakları bitmeden sevapları bittiği takdirde de hak sahiplerinin günahları kendisine yükletilip sonra da cehenneme atılan kimsedir”4 buyurdular.

Muhterem Müslümanlar

Peygamberine, “Rabbinin yoluna hikmetle, güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel şekilde mücadele et…”5 emrini veren ve “Allah’ın rahmeti sayesinde sen onlara yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın, onlar senin etrafından dağılıp giderlerdi…”6 buyuran Cenabı Hakk’ın bu açık beyanları karşısında, O’na inanan birisinin başkalarına zulüm, baskı ve işkence  yapması beklenemez. O halde kötülüğün her türlüsünden kaçınmalı, kötülük yapanlara da gücümüzün yettiği kadarıyla engel olmalıyız.
Hutbemizi bir ayet mealiyle bitirelim: “Şüphesiz Allah, adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder; hayasızlığı, fenalık ve azgınlığı yasaklar…”7
   

Dr. Burhan ERKUŞ
Kurul Uzmanı

___________________
1- Buharî, Cihâd, 180
2- Buhârî, İman, 4, 5 
3-  Buhârî, Mezâlim, 8
4-  Müslim, Birr, 59 .
5- Nahl, 125
6- Âl-i İmrân, 159
7- Nahl, 90

 
hutbe arşivi
ana sayfa
kubaweb-2000