![]() |
21.05.2004 |
||
| { | |||
|
KUL HAKKI
VE KAMU MALLARINI KORUMAK
Muhterem Müslümanlar! Yüce Dinimiz
İslâm’ın hedefi, insanların huzur ve mutluluğunu sağlamaktır. İnsanlar
hür doğarlar ve doğuştan getirdikleri bir takım haklara sahiptirler. Ancak
onların hürriyetleri, başkalarının hürriyetleri ile sınırlıdır. Dolayısıyla
herkesin dilediği her şeyi yapması ve bunu bir hak olarak görmesi doğru
değildir.. Öyle ise her insanın, başkalarının hakkını görmesi, bilmesi
ve gözetmesi gerekir. Değerli Mü’minler! Yüce Allâh,
haksız yere başkasının malını yemeyi bütün insanlara yasaklamıştır. Kur’an-ı
Kerîm’de: Kişinin kendisine emanet edilen malı, koruyup sahibine iade etmesi gerekir. Aksi halde hem dünyada hem de âhirette sorumlu olur. Kamu malları, belirli kişilere değil bütün topluma aittir. Bu nedenle bunları haksız yere almanın manevi sorumluluğundan kurtulmak oldukça zordur. Nitekim Hz. Peygamber, Hayber savaşında elde edilen ve henüz taksim edilmemiş olan kamuya ait ganimetlerden bazı değersiz eşyayı alan, daha sonra da düşman tarafından öldürülen sahabînin, büyük bir günah işlediğini, bu günahtan dolayı şehit olmadığını belirtmiş ve cenaze namazına katılmamıştır.(3) Muhterem Müslümanlar! Kamu mallarını haksız yere almak, devlet mallarını talan etmek, zimmete geçirmek şeklinde olabileceği gibi, hazineye, belediyeye, vakıflara ve çeşitli kamu kuruluşlarına ait menkul ve gayri menkulleri şahsi menfaatler doğrultusunda kullanmak şeklinde de olabilir. Özellikle kişinin kamuya ait araç ve gereçleri kullanırken kendi malıymış gibi ihtimam göstermemesi, akaryakıt ve işgücü israfına sebep olması; görevini zamanında ve olması gereken şekilde yapmaması da kamu mallarına tecavüz sayılır. Her Müslüman,
Allâh hakkı olarak da kabul edilen kamu mallarını korumalı, haksız yollarla
bunları elde etmeye çalışmamalıdır.. Bunların yarın kıyamet gününde mutlaka
hesabını vermekle karşı karşıya geleceğini bilmeli ve ona göre davranmalıdır. |
|||
| kubaweb-2000 |
|||