![]() |
20.02.2004 |
||
| { | |||
|
HİCRET Muhterem Müslümanlar! Allah kelamı Kur'an,
geçmiş peygamberlerin ve onlara iman eden insanların, kâfirler tarafından
hicret etmeye zorlandıklarından ve bunların imanları uğrunda yurtlarını
bırakıp başka yerlere göç ettiklerinden söz eder. Mekkeli müşriklerin, Darunnedve denilen meclislerinde toplanıp Hz. Peygamberi öldürme planları yaptıklarından Peygamber efendimiz Cebrail vasıtasıyla haberdar oldu. Hz. Ebu Bekir'in evine gitti ve onunla birlikte Medine’ye hicret etmeyi karalaştırdı ve sadık dostu Hz. Ebu Bekir ile beraber dünya tarihinin en kutlu yolculuğunu gerçekleştirdi. Değerli Mü'minler! Hz. Peygamberin
Mekke'den Medine'ye hicretiyle İslam tarihinde yepyeni bir dönem başladı.
Hz. Peygamber Medine ve çevresinde bulunan kabilelerle hemen temasa geçmiş ve onlarla antlaşmalar yapmıştır Daha önce Müslümanların varlığını reddeden Mekkeli müşrikler, Hudeybiye antlaşmasıyla bunu ilk defa kabullenmek mecburiyetinde kalmışlardır. Yüce Allah Kur’an’da; îmanları uğruna yurtlarını terk eden müminleri şu ayette övmektedir: “İman edip hicret eden ve Allah yolunda cihat edenler ve (hicret edenleri) barındırıp (onlara) yardım edenler var ya; işte onlar hakîkî müminlerdir. Onlar için bir bağışlanma ve bol bir rızık vardır” (Enfal, 74). Aziz Müslümanlar! Hicret, İslam tarihinde bir dönüm noktasıdır. İslam’ın sabırdan aksiyona geçişi demektir. Hicret, İslam tarihinin en büyük hadisesidir. Bunun için Müslümanlar takvimlerinin başlangıcı olarak hicreti kabul etmişlerdir. Hicret, kötü şartlardan kaçış değil; İslam’ın hükümlerini yaşatacak ve yaşayacak yeni şartların ve mekanların aranışıdır. Peygamberimiz; “Hakiki hicret kötülükleri terk etmektir”1 ve “Hakiki muhacir, Allah'ın yasakladığı şeylerden kaçan, onları terk eden kimsedir”2 buyurmuştur. O halde, bizler
de Allah’ın yasakladığı şeylerden kaçınıp nefsimizin kötü isteklerini
frenleyerek her an hicret halinde olabilir ve hicret sevabına nail olabiliriz. |
|||
| kubaweb-2000 |
|||