|
ALLAH’A
İBADET ETMEK
Muhterem
Müslümanlar !
Mükemmel
bir plana göre yaratılan ve ahenkli bir düzen içinde işleyen kainatta,
her şeyin bir gayeye yönelik olduğunu, yeryüzünde olan her şeyin insanın
emrine ve hizmetine verildiğini görüyoruz.
Yaratıklar
arasında seçkin bir yeri olan; akıl, fikir ve üstün yeteneklerle donatılan
insanın yaratılışında elbette ki bir hikmet, dünyaya gelişinde yüksek
bir gaye vardır.
Bu gaye, yalnız yiyip-içmek ve geçici zevkleri tatmin etmek değildir.
İnsan olarak yaratılışımızın hikmetini, dünyaya gelişimizin gayesini Yüce
Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de şöyle bildirmiştir. “Ben cinleri ve
insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım” (Zâriyât,
56)
Demek
ki, dünyaya gelişimizin asıl gayesi Allah’ı tanımak ve O’na ibadet etmektir.
İnsan, beden ve ruhun birleşmesinden meydana gelen bir varlıktır. Bedenimizin
yemeye içmeye ihtiyacı olduğu gibi, ruhumuzun da gıdaya ihtiyacı vardır.
Ruhun en önemli gıdası, sağlam bir iman ve ihlasla yapılan ibadettir.
Sözlükte
saygı ve itaat etmek anlamına gelen ibadet, dinde geniş anlamıyla Allah
ve peygamberin emir ve yasaklarına uymak demektir.
İbadette bizim için maddi ve manevi pek çok faydalar vardır. Yüce Allah’ın
bizim ibadetimize ihtiyacı yoktur, fakat bizim ibadete ihtiyacımız vardır,
faydasını da biz görürüz.
İbadet, imanımızın olgunlaşmasını ve güçlenmesini, kalbimizde Allah sevgisi
ve saygısının yerleşip gelişmesini sağlar, ruhumuzu yüceltir, bizi kötü
düşüncelerden ve günah kirlerinden arındırır, davranışlarımızı düzelterek
bizi ahlaken olgunlaştırır. Böylece ahirette cezadan kurtulmamıza ve ebedi
mutluluk yurdu olan cennet nimetlerine kavuşmamıza vesile olur.
Muhterem Mü’minler!
İnsan,
hayatta çeşitli sıkıntılarla karşılaşır. Bazen ümitsizliğe ve bunalıma
düşebilir. Böyle durumlarda, ibadetle bunalımlardan kurtulabilir. İbadet
sayesinde Allah’a yönelir, bütün umutların söndüğü anda O’nun sonsuz rahmetine
sığınır ve huzura kavuşur.
İbadet, inananlara Allah katında değer kazandırır. İbadet görevini yerine
getirmeyenler bu nimetten mahrum kalırlar. Kur’an-ı Kerim’de bu konuda
şöyle buyurulmaktadır: “(Ey Peygamberim!) De ki: İbadetiniz olmasa
Rabbim size ne diye değer versin...” (Fürkan,
77).
İbadet, mü’minin kalbine Allah korkusunu yerleştirir. Mü’min nerede olursa
olsun –iyi veya kötü- bütün yaptıklarından bir gün hesaba çekileceğini
bilir. Bu konuda Kur’an-ı Kerim’de yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır:
“Müminler ancak o kimselerdir ki, Allah anıldığı zaman kalpleri
ürperir, onun âyetleri kendilerine okunduğu zaman (bu) onların imanlarını
artırır. Onlar sadece Rablerine tevekkül ederler. Onlar namazı dosdoğru
kılan ve kendilerine rızık olarak verdiğimizden (Allah yolunda) harcayan
kimselerdir. İşte onlar gerçek müminlerdir. Onlara Rableri katında nice
dereceler, bağışlanma ve tükenmez bir rızık vardır” (Enfal,
2-4).
İslam’ın bütün kurallarına uymak ibadettir. Sevgili peygamberimizin “İbadet
yetmiş çeşittir. En faziletlilerinden biri de helal rızık kazanmaktır”
(Keşfü’l-Hafa, no: 1699) sözü bu gerçeğe işaret
etmektedir.
Değerli Mü’minler!
İbadet,
dünya ve ahiret mutluluğumuzu sağlar, bu mutluluğa ulaşabilmek için, Allah
ve peygamberin emir ve yasaklarına uyarak hayatımız boyunca ibadet görevimizi
yerine getirmeye çalışalım.
|