![]() |
24.01.2003 |
||
|
MÜSLÜMAN GÜVENİLİR İNSANDIR “Mü’min”, Yüce Allah’ın varlığına ve
birliğine inanan anlamına geldiği gibi, başkalarına güven veren ve güvenilen
kişi anlamını da taşır. Öyle ise mümin, ahdine vefalı, anlaşmalarına
sadık, sözü özü bir, dostluğuna güvenilen bir insandır. Yüce Rabbimiz,
Mü’minûn sûresinin ilk ayetlerinde, kurtuluşa erecek müminlerin vasıflarını
açıklamakta ve 8. ayetinde meâlen şöyle buyurmaktadır: “Yine
onlar (o mü’minler) ki, emanetlerine
ve ahidlerine riâyet ederler” [1]. Bir Mü’min, sevdiğini sırf Allah için
sever ve ondan maddî bir beklenti
içinde olmaz. Sır saklar, emanete
hıyanet etmez. Hz. Peygamber (s.a.v)’in yüksek ahlakına uymaya ve O’nun
gibi güvenilir bir insan olmaya çalışır. Yüce Allah, Peygamberlerini güvenilir kişilerden seçmiş
ve gönderildikleri toplumlar tarafından da, emin kişiler olarak tanınmışlardı
[2]. Nitekim Mekkeliler, Peygamberimiz
(s.a.v)’e, daha peygamber olmadan
önce, “el-Emin" sıfatını
vermişlerdi. Muhterem Cemaat!
Bir Müslüman, verdiği sözden, üzerindeki emanetlerden
Allah katında sorumlu tutulacaktır.
Yüce Allah, bu konuda şöyle buyurmaktadır: “Verdiğiniz sözü
yerine getirin. Çünkü verilen söz, sorumluluğu gerektirir” [3]. Özellikle
Allah’ın adını anarak verilen sözlerin, yapılan adakların ve
yeminlerin yerine getirilmesini emretmekte ve sözünde duranlara
sevap vereceğini bildirmektedir[4]. Sözünde durmayanları
ise, Nahl sûresinin 92. ayetinde kınamakta ve onları, ipliğini iyice eğirip katladıktan
sonra söküp bozan kadının durumuna benzetmektedir. [5] Değerli Müslümanlar! Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Hadis-i şeriflerinde, Müslüman’ı
ve Mümin’i şöyle tarif etmiştir: “Müslüman, dilinden
ve elinden müslümanların güvende olduğu, Mü’min de insanların malları
ve canları hususunda kendisine güvendiği kişidir” [6]. “Mü’min,
geçimi güzel olan kişidir. Geçimsiz kişide ise, hayır yoktur”
[7]. Uyumlu olmak, ancak güvenilir bir insan olmakla sağlanır.
Sözüne özüne güvenilmeyen bir insanla, dostluk ve ticârî ilişki kurulamaz.
Meşru bir mazeret bulunmadıkça
verdiği sözde durmayan kişinin toplum içerisindeki saygınlığı
zedelenir, dostlarının sayısı azalır, işi ve ticari ilişkileri bozulur. Bunun için iş, ticaret ve toplum hayatında güven duygusu çok önemlidir. Birbirine güven
duymayan toplumlarda huzur ve
asayiş sarsılır ve insani ilişkiler bozulur. Kıymetli Mü’minler! Eğer Allah’a ve insanlara verdiğimiz sözleri yerine getirmezsek,
büyük bir vebal altına girmiş oluruz. Yalancılıkla güven ve itibarın
bir arada bulunamayacağını bilmeliyiz. Sevgili Peygamberimizin konumuzla
ilgili olan, “Çevresindeki insanların şerrinden emin olmadığı kişi,
cennete giremez” [8] Hadis-i Şerifine
dikkat etmeliyiz. Yerine getiremeyeceğimiz vaatlerde bulunmamalı, çevremize,
yakınlarımıza, iş arkadaşlarımıza ve bütün insanlara güven telkin etmeli ve bunu,
bir hayat prensibi haline getirmeyi
unutmamalıyız. |
|||
| kubaweb-2000 |
|||