![]() |
21.02.2003 |
||
|
YALANCI
ŞAHİTLİK Değerli
Müslümanlar! Dinimizin
yasakladığı büyük günahlardan biri de, yalancı şâhitliktir. Allah’a
ve ahiret gününe inanan bir kimsenin, hatır
ya da çıkar için hâkimin huzurunda yalancı
şâhitlik yaparak haklıyı haksız, haksızı haklı çıkarmaya çalışması,
büyük bir vebaldir. Çünkü yalancı şâhitlik, Allah’a şirk koşmadan sonra
gelen, büyük günahlardan birisidir. Yüce
Allah Nisa sûresinin 135. âyetinde meâlen şöyle buyurur: “Ey
iman edenler! Adaleti, titizlikle ayakta tutan, kendiniz, ana-babanız
ve akrabanız aleyhinde de olsa, Allah için şâhitlik eden kimseler olun.
(Haklarında şâhitlik ettikleriniz) zengin olsunlar, fakir olsunlar Allah
onlara (sizden) daha yakındır. Hislerinize uyup adâletten sapmayın,
(şâhitliği) eğip, büker (doğru şâhitlik etmez), yahut şâhitlik etmekten
kaçınırsanız (biliniz ki) Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.”
[1] Sevgili Peygamberimiz, bir gün ashâbına büyük günahları
anlatırken, bunların, Allah’a
şirk koşmak, haksız yere insan öldürmek, ana-babaya âsi olmak ve yalancı
şâhitlik yapmak olduğunu söylemişlerdir.
[2] Peygamberimiz,
yalancı şâhitliğin ne kadar büyük bir günah olduğunu anlatmak için,
dayandığı yerden doğrulup dizlerinin üzerine gelerek; onu birkaç kez
tekrarlamış ve hiddetinden mübarek yüzü kızarmıştı. Diğer bir Hadis-i
Şeriflerinde de; “Şâhitlik için
çağırıldığı halde, bildiğini gizleyerek şâhitlikten kaçınan kimse, yalancı
şâhitlik yapmış gibidir.”
[3]
buyurmuşlardır. Aziz Cemaat! Yalancı
şâhitlik yapan, her şeyden önce kendine zulmetmiş, ve en büyük kötülüğü
yapmıştır. Çünkü başkasının dünyası için kendi ahiretini,
ebedî mutluluk yurdunu satarak cehennemi satın almıştır. Bunun yanında,
haklı çıkarmak için şâhitlik yaptığı kimseye de kötülük yapmıştır. Çünkü
haksıza yardım etmiş, onu haklı göstermiş ve aleyhine yalancı şâhitlik
yaptığı masum kimseye de zulmetmiştir. Onun hakkını başkasına çiğnetmiş,
hakkının zâyi olmasına yol açmış, onu herkesin nazarında haksız duruma
düşürmüş, ayrıca mahkemeyi de yanıltmıştır. Bakınız;
Sevgili Peygamberimiz, bu konu ile ilgili ne buyuruyor: “Ben
de bir insanım. Sizler, aranızdaki anlaşmazlıkları bana getirmektesiniz.
Olabilir ki, biriniz delillerini diğerinden daha iyi arz eder, ben de
ondan işittiğim şekilde hükmedebilirim. Bu şekilde kime kardeşinin hakkını
vermişsem, ona ateşten bir parça vermiş olurum.”
[4] Yalancı şâhitler; adaleti engelledikleri için toplumda
kimsenin değer vermediği kişilerdir. Söyledikleri en doğru sözler dahi,
şüphe ile karşılanır. Bunlar, dünyada sefaletten, ahirette
de Allah’ın azabından kurtulamazlar. Yalancı şâhitliğin keffareti yoktur. Yalnız tevbe etmekle de bunun vebâlinden kurtulmak kolay değildir. Çünkü bu, bir kul hakkıdır ve bu hakkı ihlâl eden kişi, ancak mağdûr ettiği tarafın zararını telâfî ederek, helâllik isteyip gönlünü aldıktan ve bir daha yapmamak üzere tevbe edip Allah’dan af diledikten sonra affını ümit edebilir. Mü’min, acı da olsa gerçeği söyleyen ve kendi aleyhine bile olsa hakikat ve adaletten ayrılmayan insandır. |
|||
| kubaweb-2000 |
|||