![]() |
20.06.2003 |
||
|
“DOĞRU
HABER”
Muhterem Müslümanlar! Mensubu olduğumuz İslam medeniyeti, ilahi vahye dayanan köklü bir medeniyettir. Vahiy ise Yüce Allah’ın ilahi hakikatleri Peygamberlere bildirme yolunun adıdır. Bu bakımdan vahiy, bir haber verme olayıdır, peygamberler de Allah’tan kullarına haberler, buyruklar, müjdeler, öğütler ve ikazlar getiren gerçek habercilerdir. Doğruluk anlamına gelen “sıdk” peygamberlerin en başta gelen vasıflarındandır. Peygamber efendimizin haber verdiği ilahi hakikatlerin üzerinden 14 asırdan fazla zaman geçmesine rağmen, onlarda herhangi bir değişiklik, eksiltme ve ekleme olmamıştır. Aziz Cemaat! Kutlu haberciler silsilesinin son halkası Hz. Peygamberin haber verdiklerine kulak vermek, onları anlamak ve uygulamak dünya ve ahiret mutluluğuna erişmek için şarttır. Hz. Peygamberin çağrısının en başında ise, müslümanların daima doğru ve dürüst olmaları, yalandan ve yalancılıktan uzak durmaları gelmektedir. Buna göre; olgun bir Müslüman her zaman, gerçeği ve doğruyu söylemeli, hakka tanıklık etmeli, gerçeği ters yüz etme, abartma, muhatabını yanıltma, iftira ve bühtandan da kesinlikle uzak durmalıdır. Hucurat Suresinin 6 ıncı ayetinde, işitilen her habere itibar edilmemesi, haberin ve haber verenin mutlaka araştırılması, böylelikle fert ve topluma zarar verici davranışlardan kaçınılması gerektiği vurgulanmaktadır. Yalan yanlış haber vermek veya gerçek dışı beyanda bulunmak ne kadar veballi bir davranış ise, duyduğumuz haberlerin doğru olup olmadığını araştırmadan, hepsini doğru kabul ederek üzerine hüküm bina etmek de, dini ve ahlaki açıdan o kadar veballi bir davranıştır. İsra Sûresinin 36 ıncı Ayet-i Kerimesinde; insanın, gözünün, kulağının ve kalbinin her türlü tasarrufundan sorumlu tutulacağı çok açık bir şekilde dile getirilmektedir. Peygamber Efendimiz de “kişiye yalan olarak her duyduğunu söylemesi yeter” [1] buyurmuşlardır. Değerli Mü’minler! Yalan haber kuşkusuz fert ve topluma büyük zararlar verir. Fitnenin, fesadın, hatta savaşların çıkmasına, dostlukların sona ermesine, hakların zayi olmasına, masumların zarar görmesine ve benzeri bir çok olumsuzluğa vesile olur. Zaman zaman bir yanlış haber yüzünden ocakların söndüğüne, insanların perişan olduğuna şahit olmaktayız. Bu bakımdan duyduğumuz haberin aslını esasını araştırıp doğrusunu öğrenmeye çalışalım, doğrusunu öğrenmeden onunla asla amel etmeyelim. Ayrıca bize sır olarak emanet edilen haberleri de saklamasını bilelim. İnsanların özel hayatlarına müdahale anlamına gelecek, kişilikleri zedeleyici durumların araştırılıp ortaya konulması çabalarından da uzak durmaya çalışalım. Kitle iletişim araçlarının sağladığı imkanlarla yoğun haber bombardımanı altında yaşadığımız şu günlerde, gerek fert ve gerekse toplumsal huzurumuzun temini ve muhafazası için, İslam’ın haber konusunda belirlediği ahlaki kurallara uymayı şiar edinelim. Hutbemi bir ayet melaliyle bitirmek istiyorum: “Ey iman edenler!Kendiniz, ana babanız ve en yakınlarınızın aleyhine bile olsa Allah için şahitlik yaparak adaleti titizlikle ayakta tutanlar olun” [2] |
|||
| kubaweb-2000 |
|||