![]() |
07.03.2003 |
||
|
ÖLÜM GERÇEĞİ
Aziz
Müslümanlar! Ölüm,
insanoğlunun kaçınamayacağı bir gerçektir. Kur’an-ı Kerim’de “Nerede
olursanız olun, sarp ve sağlam kalelerde olsanız bile ölüm size ulaşacaktır.!”1
buyrulmaktadır. Tam olarak farkına varmasak da ölüm, hayatımızın en
yalın ve en gerçekçi yanını temsil etmektedir. Nasıl ki hayat Yüce Allah’ın
bir ihsanı ise, ölüm de O’nun bir fermanıdır. İnancımıza göre ebediyyen
baki kalacak olan sadece Yüce Allah’tır. Mülk suresinin “O, Allah
ki, hanginizin daha güzel işler yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı
yarattı”2
mealindeki 2. ayeti ölüm ve hayatın yaratılış sırrını çok açık bir şekilde
gözlerimizin önüne sermektedir. Ölümün hikmeti, insanın imtihanında
saklıdır. Ölümle hayat sona ermeyecektir.
İnsanı ölümden sonra sonsuza dek sürecek olan bir hayat beklemektedir.
İşte insan, iyi ya da kötü işlediği her şeyin karşılığını ahiret yurdu
dediğimiz bu ölüm sonrası hayatında görecektir. Ölüm bir taraftan insanın
hesap vermesi ve sorumlu tutulması hakikatine kapı aralarken, diğer
taraftan da fani olan insanın ebedileşmesinin de ilk basamağını teşkil
etmektedir. Bu açıdan ölümü, tıpkı hayat gibi, ahiret yurdunda ebedi
mutluluğa ulaştıran bir vasıta ve nimet olarak algılamak da mümkündür.
Ölüm
insan için en büyük ibret ve en etkili öğüttür. Ölüm gerçeğinden uzak
olarak sürdürülen hayatlar yitik ve ziyan edilmiş hayatlardır. Sonu
da apaçık hüsrandır. Dünyaya hiç ölmeyecekmiş gibi
bağlananlar kuşkusuz aldanmışlardır. Aslolan hiç ölmeyecekmiş gibi dünya
için, hemen ölecekmiş gibi de ahiret için çalışmaktır. Ölmeden
önce ölmek ve kalıcı mutlulukları dünyanın geçici zevklerine feda etmemek
gerekir. Ölümle her şeyin biteceğini zannedip, sürekli nefsin arzuları
peşinde koşmak, hayatı zevki sefaya adamak ve bunu
bir yaşam felsefesi haline getirmek çok büyük yanlışlıktır. Bu
düşünce, insanları değer tanımazlığa ve her şeyi mubah görmeye insanı
iman açısından da son derece tehlikeli
sonuçlara götürür. Kıymetli Mü’minler! Unutmayalım
ki ölüme hazırlık, İslam’ın ön gördüğü hayat programına tabi olmakla
mümkündür. Onun için insan, zaman zaman yaşadığı
hayata bakmalı, geçirdiği ömrünün aşamalarını gözden geçirmeli ve hesabı
verilebilir bir hayat sürüp sürmediğini muhasebe etmelidir.
İslam’ın
hayat programına uygun hareket eden, insani değerlerle barışık yaşayan, hileden, yalandan, iftiradan,
fitneden, fesattan, kalp kırmaktan, devlet malına el uzatmaktan, cana,
mala, namusa tecavüzden sakınan, hayatı boyunca insanlık için artı değerler
üretme gayreti içinde olan insan, ölüme hazırlık yapmış demektir. Bu
kimseler için ölüm, artık korkulacak bir şey değil, Mevlana’nın ifadesiyle
bir vuslat, kavuşma ve buluşma vesilesidir.
Bu zaman dilimi, ömür boyu arzu edilen Yüce Yaratıcıya kavuşmanın ilk
merhalesidir. Değerli
Müslümanlar! Ölüm
sonrası hayatın mutluluk kapısını aralamak için dini görevlerimizi,
ibadetlerimizi ihmal etmeyelim, sosyal sorumluklarımızın gereğini yerine
getirelim. Ölümün bize hiç de uzak olmadığını.. Ölümle hayat arasında
çok ince bir çizginin bulunduğunu unutmayalım. Ölüm meleği hangi bir
yerde ve beklemediğimiz bir anda bizi selamlayabilir, tıpkı çok sevdiklerimizi
selamladığı gibi. Şairin şu mısralarıyla
bitirmek istiyorum Neylersin
ölüm herkesin başında, Uyudun
uyanamadın olacak, Kim
bilir nerde, nasıl, kaç yaşında? Bir
namazlık saltanatın olacak, Taht
misali o musalla taşında. 1
Nisa, 4/78. 2 Mülk, 67/2. |
|||
| kubaweb-2000 |
|||