Muhterem Müslümanlar!
Yapılan iyilikler ve kötülükler karşılıksız kalmaz. Bizler
bu dünyanın bir imtihan yeri olduğuna inanırız. Kısa bir misafirliğin
ardından, her gün binlerce insanı yolcu ettiğimiz ebediyet yurduna bizler
de gideceğiz. Ahiret gününe inanmak imanımızın temel esaslarındandır.
Orada herkesin dünyada yaptıklarından ya da yapmadıklarından dolayı
hesaba çekileceğinden de hiç şüphemiz yoktur. Zira insanların bu dünyada
yaptıkları yanına kalacak olsaydı bu bir haksızlık ve adaletsizlik olurdu.
Cenab-ı
Hak Necm Suresinin 31’nci ayetinde şöyle buyurmaktadır: “Göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah’ındır. Bu, kötülük edenleri
yaptıklarıyla cezalandırması, iyilik edenleri de daha güzeliyle mükafatlandırması
için böyledir.” Yüce Allah, kıyamet gününü mükafatlandırma ve cezalandırma
günü olarak tayin etmiş, Enbiya Suresinin 47’nci ayetinde şöyle buyurmuştur:
“Kıyamet günü için, adalet terazileri
kuracağız. Öyleki hiçbir kimseye zerre kadar zulmedilmeyecek (yapılan
iş) bir hardal tanesi ağırlığında olsa onu getirip ortaya koyacağız.
Hesap görücü olarak biz yeteriz.” İnsanın dünyada yapmış olduğu
şeylere kendi bedeni şahitlik edecektir. Bu husus Nûr Suresinin 24’ncü
ayetinde şöylece açıklanır: “İşlemiş
oldukları günahtan dolayı dillerinin, ellerinin, ayaklarının kendi aleyhlerine
şahitlik edecekleri günde, onlara çok büyük bir azap vardır.”
Değerli Müslümanlar!
Yüce Allah ilahi mahkemenin kurulacağı günü, Kur’an’ı Kerim’de
muhtelif ayetlerde şöyle haber vermektedir.: “O
gün insanlar amellerinin kendilerine gösterilmesi için bölük bölük kabirlerinden
çıkacaklardır. Artık kim zerre ağırlığınca bir iyilik yaparsa onun mükafatını
görecek; Kim de zerre ağırlığınca bir kötülük işlerse, onun cezasını
görecektir.”
“Kişinin kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından
kaçacağı günde, kulakları sağır edercesine şiddetli ses geldiği vakit,
işte O gün, onlardan herkesin kendisini meşgul edecek bir işi vardır.
O gün birtakım yüzler vardır ki, pırıl pırıl parlarlar, gülerler, sevinirler.
O gün nice yüzler de vardır ki, toz toprak içindedirler. Onları bir
siyahlık bürür.”
“Her insanın amelini boynuna yükledik. Kıyamet
günü kendisine, açılmış olarak karşılaşacağı bir kitap çıkaracağız.
Oku kitabını! Bu gün, hesap sorucu olarak sana nefsin yeter denilecektir.”
Sevgili Peygamberimizin bir hadisi ile hutbemi tamamlıyorum: ”Kıyamet Günü’nde adem oğlu, şu beş şeyden sorguya çekilmedikçe yerinden
ayrılamaz: 1- Ömrünü nerede harcadığından, 2- gençliğini nerelerde yıprattığından,
3- malını nereden kazandığından 4- nerelere sarfettiğinden, 5- bildiği
ile ne ölçüde yaşadığından”.