![]() |
05.12.2003 |
||
| { | |||
|
ENGELLİLERE YARDIMCI OLMAK DİNİ VE MİLLİ BİR GÖREVDİR
Muhterem Müslümanlar! Her toplumda, engelli veya özürlü diye tanımladığımız insanların bulunması doğaldır. Engellilik doğuştan olabileceği gibi, sonradan ortaya çıkmış da olabilir. Günümüzde iş ve trafik kazaları, sigara ve alkol kullanımı gibi çeşitli sebeplerle engelli sayısı çoğalmaktadır. Bu yüzden her geçen gün, engelliler için zorunlu olan eğitim ve rehabilitasyon merkezlerine olan ihtiyaç daha da artmaktadır. Aziz Mü’minler! Özürlü kardeşlerimizin
yaşadığı zorluklar sadece kendileriyle sınırlı değildir. Bu durum, anne,
baba ve kardeşler başta olmak üzere, bütün yakınlarını etkilemekte, onları
üzüntü ve stres içinde yaşamaya mahkum etmektedir. İnanır ve biliriz ki,
hastalık ceza değildir. İnsanın olduğu her yerde hastalık, dert, sıkıntı
ve musibetlerin bulunması doğaldır. Belki de kişinin sabır ve tahammüle
yönelik gerçek cevheri, bu imtihan ve denemeden sonra ortaya çıkacaktır.
Bir ata sözünde: “Altın ateşte, insan mihnette (sıkıntı anında)
belli olur”1 denilmiştir.
Hepimiz her an bir imtihan ile karşı karşıyayız. Sağlıklı günlerimiz olabileceği
gibi, sıkıntılı ve zahmetli günlerimiz de olacaktır. “Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla; bir de mallar, canlar ve ürünlerden eksilterek deneriz.”2 “Ey Peygamber! Sabredenleri müjdele.”3 buyurmuş; Peygamberimiz (s.a.v) de bu hususu: “Mü’mine isabet eden her yorgunluk, hastalık, üzüntü, sıkıntı ve hatta ayağına batıp rahatsız eden diken bile eğer Allah yolunda çalışıyorsa, günahlarına keffaret olur.”4 şeklinde izah etmiştir. Değerli Mü’minler! Toplum bir bütündür. Peygamberimiz Hadis-i Şeriflerinde: “Birbirlerine merhamet etmede, birbirlerini sevmede ve dayanışmada mü’minleri bir beden fibi görürsün. O bedenin uzuvlarından biri rahatsızlandığında diğer organları da aynı rahatsızlığı hissederler.”5 buyurmuştur. Bu itibarla engellileri topluma kazandırmak için elimizden geleni yapmalıyız. Engellileri
topluma kazandırmanın üç basamağı bulunmaktadır: Birincisi, ağır bir stres
ve yük altında bulunan ailelerin sıkıntılarının hafifletilmesi. İkincisi,
engellinin de yaşama hakkının olduğu, ayrıca diğer sosyal imkanlardan
da yararlanması gerektiği bilincinin geliştirilmesi. Üçüncüsü; engellilerin
yetenek ve becerilerinin geliştirilerek, toplumsal üretime katkıda bulunmalarının
sağlanmasıdır. Özürlülüğü bir talihsizlik kabul ederek bu insanlarımızı
toplum dışı bırakmak yerine, onların da bakım, eğitim ve düzenli bir hayat
hakları olduğu unutulmayarak onlara gerekli hizmeti vermek gerekir. Bu
bilincin, toplumun her kesimince benimsenmesi ve desteklenmesi çok önemlidir. |
|||
| kubaweb-2000 |
|||