![]() |
05.09.2003 |
||
| { | |||
|
SÖZ SÖYLEME SORUMLULUĞU Muhterem Müslümanlar! İnsanı insan yapan ve öteki canlılardan ayıran özelliklerin başında konuşma yeteneği gelmektedir. Yüce Allah insanın dışında hiçbir varlığa bu özelliği ihsan etmemiştir. İnsan olarak çoğu zaman öneminin farkında bile olmadığımız bu hasletimizle ilgili olarak, Yüce Allah; “Rahmân, Kur’an’ı öğretti. İnsanı yarattı. Ona düşünüp ifade etmeyi öğretti” 1 buyurmaktadır. Böylesine kıymetli bir yetenekle donatılan insana elbette bazı sorumluluklar düşmektedir. Kur’an-ı Kerim ve hadis-i şerifler bu sorumluluklarımızı bize tek tek hatırlatmaktadır. İnsanların söz söyleme hakkını ve hürriyetini elinden almak ne kadar yanlış ise, insanın bu hakkını yerli yerinde kullanmaması da o kadar yanlış bir davranıştır. Sevgili Peygamberimiz, “Allah’a ve Ahiret gününe inanan ya hayır söylesin ya da sussun” 2 buyurmaktadır. Atalarımız
“Kılıç yarası onulur, dil yarası onulmaz. Tatlı dil yılanı deliğinden,
kötü söz ise insanı yoldan çıkarır” diyerek söz söylemenin ne kadar sorumluluk
gerektirdiğini ortaya koymuşlardır. Konumuzla ilgili olarak İslam’ın üzerinde önemle durduğu diğer bir husus da, Müslüman kişinin söz dinleme özelliğini koruması gerektiğidir. Müslüman kişi söz dinleme melekesini zayıflatacak her türlü tutum ve davranıştan uzak durmalı, duyduklarını önce dinleyip anlamaya çalışmalıdır. İnsanın söz dinleme duyarlılığını olumsuz yönde etkileyen, onun başarıya, doğruya güzele, aydınlığa ulaşmasını engelleyen pek çok sebep bulunmaktadır. Söz dinleme duyarlılığını kaybetmesi insanı kendi doğrularını mutlaklaştırma ve onları başkalarına dayatma noktasına taşır ki, bu durum toplumsal huzur ve sükunun bozulmasına sebep olabilir. Bunun içindir
ki insanın bu melekesini koruması hayati önem arz etmektedir. Cenab-ı
Hak, Zümer Suresinin 18 inci ayetinde Müslümanların güzel hasletlerinden
birini şöylece dile getirmektedir: “Sözü dinleyip de onun en güzeline
uyanlar var ya, işte onlar Allah’ın hidayete erdirdiği kimselerdir. Onlar
akıl sahiplerinin ta kendileridir.” Bir kimsenin başkalarına kötü söz söylemesi, hangi sebeple olursa olsun sövmesi çok çirkin bir davranıştır. Allah’ın mükemmel varlığı ve aziz emaneti olan insana sövmek, insan onuruna indirilebilecek en ağır darbedir. Bu, her halükarda insanı yüceltme ülküsünü getiren İslam dini mensuplarına yakışacak bir davranış değildir. Hele hele bazı spor karşılaşmalarında taraftarların toplu şekilde birbirlerine sövmeleri ne dini açıdan ne de insani açıdan mazur görülebilecek bir davranış değildir. Ne yazık ki toplumumuzda sık sık gözlemlediğimiz bu durum, sportif faaliyetin amaç ve ruhuna da aykırı düşmektedir. Peygamberimiz, “bir Müslüman’a sövmek, fasıklıktır” 3 diyerek bu davranışın ne kadar çirkin ve dinin temel ilkelerine ne kadar aykırı olduğunu dile getirmiştir. Bizler “Doğruluk insanı iyiliğe ve güzelliğe, iyilik ve güzellik de Cennete götürür” 4 diyen bir Peygamberi örnek kabul eden bir milletiz. Tarih bir bakıma doğru söze sahip çıkan doğrucularla eğrilerin ve eğricilerin mücadelesinden başka bir şey değildir. Bu mücadelenin sonunda şimdiye kadar hep doğrular ve doğrucular ayakta kalmıştır, bundan böyle de bu gerçek değişmeyecektir. Hutbemi
Türkistanın Piri Hoca Ahmet Yesevi’nin bir beyitiyle bitirmek istiyorum: 1
Rahman suresi, 55/1-4. |
|||
| kubaweb-2000 |
|||