![]() |
27.09.2002 |
||
| { | |||
|
HUZUR KAYNAĞI DUA VE İBADET Dua ve ibadet, bir Mü’minin aczini
ve ihtiyacını, saygıyla Rabbine arz etmesi ve tazimle O’ndan yardım
dilemesidir. Rabbi ile kulu arasında en güçlü bağ ve en değerli amel,
dua ve ibadettir. Bunlar, Allah’a kulluğun itirafı ve ispatıdır. Mânevî
dertlerin devası, gönüllerin sefasıdır. Duasız ve ibadetsiz gönüller
ise, huzursuzdur ve dinmez bir ızdırap içerisindedir. Gerçek huzura,
ancak O’na dua edip rahmet kapısını
çalmak, O’nun izzet ve azameti
karşısında secdeye kapanıp ibadet etmek ve O’nu anmakla kavuşulur. Nitekim
Yüce Allah, Kuran’ı Hakim’de: “Bunlar,
Allah’a iman edenler ve gönülleri Allah’ın zikriyle sükunete erenlerdir.
Bilesiniz ki, kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur”[1] buyurmaktadır. Muhterem
Müslümanlar! Bir insan olarak, çevremizde meydana gelen olaylardan etkilenebilir ve işlerimizin
düzensiz gitmesinden de üzülüp sıkılabiliriz. Ancak bu gibi üzüntü
ve sıkıntıların geçici olduğunu bilmeli ve bütün hayatımızı sarsacak
bunalıma ve strese düşmemeliyiz.
Bir mümin için strese veya bunalıma girmek, asla doğru değildir.
Çünkü o, hayatın ağır yükleri altında acze ve sıkıntıya düştüğünde, kendisine şah damarından daha yakın, onun en
gizli sırlarını bilen ve her
şeye gücü yeten Yüce Allah’a güvenir. O’na dua ve niyazda bulunur, O’nun
engin lütuf ve keremine sığınır. O’ndan başka, sıkıntılara çare, dertlere
deva, hastalıklara şifa ihsan edenin olmadığını bilir. Çekilen
sıkıntıları, ebedi mükafat vesilesi bir imtihan olarak değerlendirir
ve teselli bulur. Kur’an-ı Kerim, büyük sıkıntılarla
karşılaşan ve Rabbine dua eden Hz.Yunus (a.s.)’u bize örnek gösterir.
Hz. Yunus’un duasının kabul edildiğini de, “Bunun üzerine O’nun duasını
kabul ettik ve onu kederden kurtardık. İşte biz Mü’minleri böyle kurtarırız”[2]
meâlindeki âyetiyle bize bildirir. Demek ki sıkıntıyı,
derdi veren Allah, onun çaresini ve dermanını da verir. Hatta
her güçlük için bir kolaylık ihsan ettiğini, Kur’an’ı
Kerim’de bize şöyle açıklar: “Elbette zorluğun yanında
bir kolaylık vardır. Gerçekten, zorlukla beraber bir kolaylık
daha vardır”[3]. Sevgili Peygamberimiz de, müminlerin başına
gelen sıkıntıların günahlara keffaret olduğunu bir hadis-i şeriflerinde
şöyle ifade eder: “Başına gelen hastalık, bitkinlik, hüzün ve diğer
sıkıntılara karşılık Yüce Allah, Mü’minin günahlarının bir kısmını siler“[4]. Ayrıca musibet ve
sıkıntı anlarında müminlerin:
“…Biz Allah’ın kullarıyız
ve O’na döneceğiz...”[5] anlamındaki “İnna
lillahi ve innâ ileyhi râciûn” ayetini okumalarını, Sevgili,
Peygamberimiz (s.a.v), tavsiye etmiştir. Aziz Cemaat! İbadet ve duadan uzak olan insanlar,
daima bir arayış, bir boşluk
içinde olurlar ve vicdani bir huzursuzluk duyarlar. Halbuki, Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerîm’de, “(Ey Resulüm!), De ki:
(Kulluk ve) duanız olmasa, Rabbim
size ne diye değer versin?”[6].
“Bana dua edin, kabul edeyim. Çünkü bana ibadeti bırakıp büyüklük
taslayanlar, aşağılanarak cehenneme
gireceklerdir”[7] buyurmaktadır. Öyleyse;
gönüllere huzur, dertlere deva, dertlilere şifa veren Yüce Allah’a her derdimiz
için dua etmeli, ibadetleri yerine getirmeli ve elimizdeki nimetlere
de şükretmeyi ihmal etmemeliyiz.
|
|||
| kubaweb-2000 |
|||