![]() |
25.10.2002 |
||
| { | |||
|
CUMHURİYET BAYRAMI Üzerinde
yaşadığımız cennet vatanımız, atalarımızın bize en büyük emanetidir.
Onlar, Anadolu coğrafyasını vatan edinmek için ellerinden geleni yapmış,
bu uğurda mallarıyla canlarıyla savaşmış ve asırlar boyu bu toprakları korumak için, olağanüstü
gayret göstermişlerdir. Ne var ki, “su uyur düşman uyumaz” atasözünde
vurgulandığı gibi, Müslüman Türk Milletinin düşmanları hiç uyumamış,
hep sinsi emeller beslemiş, birinci dünya savaşında da bize, yedi cepheden
saldırmış ve hemen anayurdumuzu paylaşmaya kalkışmışlardır. Her
zaman olduğu gibi bu asil millet, istiklâl ve hürriyetini, vatan ve
mukaddesatını korumak için şahlanmış, her
türlü yokluğa ve olumsuzluğa rağmen, büyük bir istiklal mücadelesi vererek, namusu
saydığı vatanını, düşman işgâlinden kurtarmıştır. Asırlardan beri hakim
olduğu Anadolu topraklarında, milli egemenliğini aynen korumuş, Türkiye
Cumhuriyeti adıyla yeni bir devlet kurmuş ve 29 Ekim 1923 tarihinde
de bunu, bütün dünyaya ilân
etmiştir. Cumhuriyet,
çoğunluk sistemine ve milli iradeyi temsil etme esasına dayanan, yaratılıştan
insanlarda var olan çeşitli kabiliyetlerini ortaya koyabilmelerine,
düşünce ve inançlarını serbestçe ifade edip yaşamalarına imkân veren,
istişareye dayalı bir idare şeklidir. Değerli
Müminler! İslam
dini, istişareye büyük önem verir. Yüce Allah, bu konuda Hz. Peygamber
(s.a.v.)’e ve bize, şöyle emreder: “İş
konusunda onlarla müşavere et. Bir kerede karar verip azmettin mi, artık
Allah’a tevekkül et, (Ona dayanıp güven). Şüphesiz Allah tevekkül edenleri
sever”[1]. Hz.
Peygamber’in, ashabın ve dört büyük halifenin
uygulamaları, hep istişare ile olmuştur. İslam dininde, Allah’ın kesin
emir ve yasakları konusunda fikir yürütme veya tartışma söz konusu olamaz.
Ancak dünya işlerinin düzene konması, vatan ve millet için yararlı olanların
belirlenmesi maksadıyla istişarede bulunulması ve sonucunda da, çoğunluk
görüşünün esas alınması, İslam’a uygun bir davranıştır. Cumhuriyet idaresi
de bunu yapmaktadır. Aziz Müslümanlar! Cumhuriyeti
kuran milli irade, insanların dînî inanç ve yaşayışlarında serbest bırakılmasını,
dünyevi işlerde ise, vatan ve milletin yararına yönlendirilmesini ve
düzenlenmesini amaçlamıştır. Bize düşen görev, cumhuriyet ruhunu gayesinden saptırmadan, devletimizi liyakatli ellerde yükseltmek, yüceltmek ve bu mukaddes emaneti bizden sonraki nesillere, en iyi şekilde devretmek olmalıdır. [1] Âl-i İmran, 3/159 |
|||
| kubaweb-2000 |
|||