![]() |
20.09.2002 |
||
| { | |||
|
GÜNAHLARDAN SAKINMA Yüce Allah’ın emirlerini yerine
getirip yasakladıklarından sakınmak, Müslümanların
görevidir. Bunları yerine getirmemek ise, günahtır. Günah işleyenin
akıbeti, eğer tevbe etmezse, acı bir hüsrandır. Çünkü günah, sonsuz
kudret ve azamet sahibi Yüce Allah’a bir isyandır. Onun engin rahmetine
ve rızasına karşı bir perdedir. Günah, insanın
Hakk’a olan meylini köreltir, kötü temayüllerinin
önünü açar, kalbine huzursuzluk verir, gönlünü bulandırır ve
giderek, onun fıtratını bozan
manevi bir musibet olur. Nitekim
Kurân-ı Kerîm’de şöyle buyurulmaktadır:
“Hayır! Bilakis onların işlemekte oldukları (kötülükler) kalplerini
kirletmiştir”[1].
Bu âyette geçen “kalp kirlenmesi” tabirini, Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle
açıklamaktadır: “Kul bir günah işlediğinde, kalbinde siyah bir nokta
belirir. Eğer o günahından tevbe edip
uzaklaşırsa kalbi saydamlaşır.
Eğer tevbe etmeyip günah işlemeye devam ederse, o siyah nokta artar
ve kalbi istila eder. İşte Yüce Allah’ın Kuran’da
zikrettiği kalp kirlenmesi,
işte budur”[2]. Aziz Müslümanlar! Günahlar, nefsin kötü arzularına
veya şeytanın çeşitli desiselerine kapılmanın sonucunda
işlenir. Yüce Allah, şeytanın müminler üzerinde hakimiyet kuramayacağını,
şöyle açıklamaktadır: “Gerçek şu ki; iman edip yalnız Rablerine tevekkül
edenler üzerinde onun (şeytanın) bir hakimiyeti yoktur. Onun hakimiyeti,
ancak onu dost edinenlere ve onu Allah’a ortak koşanlaradır”
[3]
. O halde,
nefsâni arzulara kapılarak,
şeytana uymamalıyız. Allah’a şirk koşmak, ana-babaya âsi olmak, yalan
söylemek, yalancı şahitlik yapmak, haksız yere adam
öldürmek, sihir ve büyücülük yapmak, yetim malı ve faiz yemek,
savaştan kaçmak, iffetli kadınlara iftira
atmak, zina etmek, başkasına veya kamuya ait bir malı zimmetine Değerli
Kardeşlerim! Günahlardan kaçınmak için ölümü ve hesap gününü çok hatırlamalıyız. Sabır gösterip günahlardan sakınanları, cennetin kapısında: “Sabrettiğinize karşılık size selam olsun! Dünya yurdunun sonu (cennet) ne güzeldir!”[6] müjdesiyle Meleklerin karşılayacağını bilmeliyiz. İbadetlerimizi zamanında yerine getirmeli ve bu hususta Yüce Allah’ın, “(Resûlüm!) Sana vahyedilen Kitabı oku ve namazı kıl. Muhakkak ki namaz, hayasızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah’ı anmak elbette (ibadetlerin) en büyüğüdür. Allah yaptıklarınızı bilir”[7] emrine kulak vermeliyiz. Nefsâni duyguların esiri olmamak için dua ve niyazla Allah’a sığınmalı, günaha tahrik eden ortamlardan uzaklaşmalıyız. Mahşer gününde mahcup bir duruma düşmemek için Yüce Allah’ın bizi görüp gözettiğini, her halimizden haberdar olduğunu, asla unutmamalıyız. Günahlarımıza derhal tevbe etmeli ve şimdiden O’nun eşsiz rahmet ve mağfiretine sığınmalıyız. Çünkü Allah, samimi olarak tevebe eden kullarını sever ve tevbelerini kabul buyurur. |
|||
| kubaweb-2000 |
|||