![]() |
18.01.2002 |
||
|
İSLAM’IN İNSANA BAKIŞI Değerli
Mü’minler! Her şeyi yoktan var eden
Yüce Allah, hiçbir varlıkta bulunmayan özellik ve yetenekleri, bir lütuf
olarak insanoğluna vermiştir. Ayrıca varlıkların bir çoğu, yine onun
hizmetine sunulmuştur. Yüce Rabbimiz, bu kadar nimet ve imkan verdiği
insandan, iman, ibadet ve şükür istemektedir.
İnsanın şerefi, Yüce Rabbini tanıyıp iman etmesine, değeri de Allah’a
ibadet ve taatte bulunmasına ve güzel ahlaka sahip olmasına bağlıdır.
Çünkü insanların Allah katında en değerli ve en üstün olanlarını, Hucurât
Sûresi’nin 13. ayeti şöyle açıklamaktadır: “Ey insanlar! Doğrusu biz sizi bir erkekle
bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışmanız için sizi kavimlere
ve kabilelere ayırdık. Muhakkak ki Allah katında en değerli ve en üstün
olanınız, ondan en çok korkanınızdır. Şüphesiz Allah (her şeyi) bilir,
(ve her şeyden) haberdardır.”[1] Demek ki insanlar Hz.Adem
ile Havva’dan çoğalmaları itibariyle eşittirler. Bu açıdan soylarıyla
övünmeleri yersizdir. Çünkü gerçek üstünlük takvâ üstünlüğüdür. Öyle
ise İslam dini, insanların rengine, diline, ırkına, kavmine, kabilesine,
zenginliğine, makam ve mevkiine bakmaz, onların davranışlarına ve amellerine
bakar ve ona göre değerlendirir. Furkan Sûresi’nin 77. ayetinde şöyle
buyurulmaktadır: “(Resûlüm)
Deki: (Kulluk ve) yalvarmanız olmasa Rabbim size ne diye değer versin?”[2]. Sevgili Peygamberimiz, bir
hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmuştur: “Allah sizin suretlerinize
ve mallarınıza bakmaz. Sizin amellerinize ve kalplerinize bakar”[3]. İnsanın İslam dini, insanları hor
görmeyi, alaya almayı, lakap takmayı, gıybet etmeyi, yalan söylemeyi
ve onları küçük düşürücü tüm davranışları yasaklamıştır. Hucurat Sûresi’nin
11. ayeti bunu şöyle açıklamaktadır: “Ey Mü’minler! Bir topluluk diğer
bir topluluğu alaya almasın. Belki de onlar kendilerinden daha iyidirler.
Kadınlar da kadınları alaya almasınlar. Belki onlar (alaya alınanlar)
kendilerinden daha iyidirler. Kendi kendinizi ayıplamayın, birbirinizi
kötü lakaplarla çağırmayın. İmandan sonra fasıklık ne kötü bir isimdir!
Kim tevbe etmezse işte onlar zalimlerdir.”[4] Değerli Mü’minler! Yüce dinimizin bu emirlerini
dinledikten sonra artık insanları beldelerine, bölgelerine, renklerine,
kavim ve kabilelerine, daha açıkçası; kökenlerine göre değerlendirmeye
hakkımız yoktur. Kaldı ki, Cenab-ı Hak Peygamberimize hitaben: “(Ey Muhammed!) Öğüt
ver. Çünkü sen ancak öğüt vericisin. Onların üzerinde bir zorba değilsin”[5] buyurmaktadır.
Demek ki, herkes kendi hesabını bizzat Allah’a verecektir. Hutbemi İsra Sûresi’nin 84.
ayetinin mealiyle bitiriyorum. “Deki: Herkes kendi
mizaç ve meşrebine göre iş yapar. Bu durumda kimin doğru bir yol tuttuğunu
en iyi bilen Rabbiniz’dir.”[6] |
|||
| kubaweb-2000 |
|||