![]() |
30.11.2001 |
||
|
ZEKAT
İBADETİ Muhterem
Mü’minler! Bilindiği
üzere Zekat, İslam’ın temel şartlarından biridir. Mali bir ibadet olan
zekat, dinen zengin olanların yerine getirmesi gereken bir farzdır.
Zekat; Hicretin ikinci senesinde, oruçtan önce farz kılınmıştır. Önemine binaen, Kur’an-ı
Kerimde otuz iki yerde, namazla birlikte zikredilmiştir. Zekat,
lugatte; artma, ziyadeleşme, temizlenme, temizlik ve bereket manalarına
gelir. Dinimizde ise; bir malın belirli bir miktarını, üzerinden belirli
bir zaman geçtikten sonra, ihtiyacı olan Müslümanlara zekat niyetiyle
temlik etmek demektir. Zekat;
insanlar arasında sevgi, kardeşlik ve samimiyet bağlarını güçlendirir.
Varlıklı kimselerden, yoksullara uzanan bir yardım eli olarak, muhtaçları
sevindirir. Cimrilik ve haset hislerini giderir. Toplumu meydana getiren
fertler arasında birlik ve beraberliğin doğmasına sebep olur. Zekat;
mü’minlerin, Allah (c.c.) sevgisini, mal ve servet sevgisinden üstün
tuttuklarını gösteren bir özellik taşımaktadır. Çünkü, zekatını veren
kimse, onu alan şahıslardan hiçbir karşılık beklememektedir. Bunu, sadece
ibadet niyetiyle Allah rızası için yapmaktadır. Bu da, mü’min olmanın
güzel bir belirtisidir. Bir
de şunu unutmamak gerekir ki; her insanın kazancında, çevresinin de
bir payı ve emeği bulunmaktadır. Onun için kişi, servetini kazandığı
muhitte bulunan fakirlere vermeli ve içinde yaşadığı toplumun muhtaçlarına
öncelik tanımalıdır. “Zenginlerin mallarında fakir ve yoksulların hakları vardır"[1]
mealindeki âyeti kerime, bizlere bu gerçeği anlatmaktadır. Aziz Mü’minler! Zekat
ibadeti, müslümanı tembellikten kurtarır. Çünkü sevgili Peygamberimiz,
“Veren el, alan elden üstündür”[2]
buyurmakta ve veren el olmamızı tavsiye etmektedir. Veren el olabilmek
için de, çalışıp kazanmak gerekir. Dinimizde, “Bir
lokma, bir hırka” anlayışı ile tedbirsiz tevekkülde bulunmanın yeri
yoktur. O halde, Müslüman çalışkan, tutumlu, tedbirli, zekat alan değil,
zekat veren olmaya gayret eden, dosdoğru insan demektir. Çalışma gücü
olanlar, mutlaka çalışacak ve yoksulluktan kurtulmak için, meşrû her
çareye baş vuracaktır. Zekat; ancak, çalışma gücünü ve kabiliyetini
kaybetmiş, bakıma muhtaç duruma düşmüş olanlara verilmelidir. Yoksa
sağlam ve iş yapma kuvvetine sahip kimselerin, çalışmayıp zekat veya
fitre beklemeleri, dinimizce hoş karşılanmayan bir harekettir. Hz.
Peygamber (s.a.v.), “Zekat İslamın köprüsüdür”[3] buyurmakla, zekât sayesinde toplumun,
çeşitli kesimleri arasında bir bağ kurulmasına ve bu bağın güçlendirilmesine
işaret buyurmuştur. Gerçekten zekât, sosyal dengenin sağlanmasında güzel
bir vesile ve hoş bir örnektir. |
|||
| kubaweb-2000 |
|||