İSTANBUL'UN
FETHİ
Muhterem
Müslümanlar!
Canlı tarihimizde İstanbul'un fethinin anlamı yok büyüktür. İstanbul'un
fethi konusunda Sevgili
Peygamberimiz;
"İstanbul muhakkak feth edilecektir. Onu feth eden komutan ne
güzel komutan; Onu feth eden ordu ne güzel ordudur."[1]
buyurmuşlardır.
Rasulullah'ın bu müjdesine nail olmak isteyen Müslümanlar, İstanbul'u
defalarca kuşattılar. Çağ açıp çağ kapayan Fatih Sultan Mehmed komutasındaki
Türk Ordusu 29 Mayıs 1453 Salı günü İstanbul'u fethetti. Böylece bu
şeref aziz milletimize nasip oldu.
Fetih günü Fatih Sultan Mehmed, Topkapı'dan şehre girerek, Bizans halkının
sığındığı Ayasofya'ya gitti. Orada bulunan dini liderlerden ve insanlardan
bazılarının kendilerini yerlere atmış olduğunu görünce onlara: "Kalkın!
Ben Sultan Murat Han Oğlu Sultan Mehmed derim ki: Bu günden itibaren
canınız ve hürriyetiniz teminatım altındadır." dedi.
Değerli Mü'minler!
Bu fetih, o tarihlerde dünyanın bazı bölgelerinde Müslümanların diri
diri ateşe atılarak zulme maruz bırakıldığı bir dönemde gerçekleşti.
Bu muazzam fethin ertesi Çarşamba günü İstanbul'un her yerinde Fatih
Sultan Mehmed'in fermanları okundu. Şehrin içinde saklanan halkın, hiçbir
şeyden çekinmeksizin ve cesaretle ortaya çıkmaları istendi. Canlarının,
mallarının, ırzlarının, korunacağı, din ve mezheb hürriyetleri ile milli
örf ve adetlerinin tamamen Türk kanunlarının teminatı altında bulunduğu
ilan edildi.
Dini liderlerini seçmelerine izin verildi.
Aziz Müslümanlar!
Fatih'in bu fermanına o kadar sadakat gösterildi ki, güzel yurdumuzda
diğer ırk ve din mensupları, hiçbir rahatsızlık duymadan yaşayageldiler.
Bütün bunlar necip milletimizin her türlü inanca ve ırka gösterdiği
hoşgörüyü aksettiren tarihi belgelerdir.
Yüce milletimiz hiçbir zaman zulme tevessül etmemiştir. Milliyeti ve
inancı ne olursa olsun hiçbir insana kötü muamele yapmamıştır. Her türlü
inanca hoşgörü göstermiştir.
Tarihimizdeki bütün fetihler, haksızlıkların yok edilmesi ve zulmün
sona erdirilmesi için yapılmıştır.
İstanbul'un fethinden sonra da, orada yaşayan Hıristiyanlar o zamana
kadar görmedikleri adalet, eşitlik ve huzura kavuşmuşlardır.
Muhterem Müslümanlar!
Şanlı ecdadımızın canları ve kanları pahasına fethederek bizlere emanet
bıraktıkları güzel İstanbul'u ve aziz Anadolumuzu, atalarımızın mukaddes
emaneti bilip, canımız gibi koruyalım, Onlara layık bir nesil olabilmek
için daha çok çalışıp ülkemizi imar edelim. Her köşesini cennetten bir
parça bilip, en güzel şekilde koruyalım. Her karış toprağı şehit kanıyla
yoğrulmuş bu kutsal topraklarda, birlik ve dirlik içinde yaşayalım.
[1]
Ahmed bin Hanbel,C.4/335