|
HİCRET
Kıymetli
Mü'minler!
Önümüzdeki 26 Mart Pazartesi günü Peygamber Efendimizin Mekke'den Medine'ye
hicretinin 1422. yılını idrak etmiş olacağız.
İnsanlığın yaratılış gayesini, ahiret inancını yitirdiği, insanî değerlerini
kaybettiği, şirke, zulme ve her türlü ahlaksızlığa saplandığı bir dönemde
Yüce Rabbimiz, Hz.Muhammed (A.S.)'ı son peygamber olarak göndermiştir.
Aziz Mü'minler!
Hz. Peygamber'in gönderilmesiyle ölmüş kalpler dirildi, porsümüş vicdanlar
merhamete kavuştu, insanlık, iman sayesinde yolunu düzelterek, yeniden
huzur buldu. Ancak Mekkeliler bu ilahi rahmetin değerini gereği gibi kavrayamadılar,
13 yıllık tevhid mücadelesinin sonunda, ona inanan bir avuç Müslümana
kendi memleketlerinde yaşama hakkını çok gördüler.
Yüce Kitabımızda şöyle buyurulmuştur: "Onlar ağızlarıyla Allah'ın
nurunu söndürmek isterler. Halbuki kafirler istemeseler de Allah nurunu
tamamlayacaktır."[1] Nihayet
Allah, Habibine vahyederek Medine'ye hicret etmelerini bildirmiştir.
Sevgili Peygamberimiz de Peygamberliğinin 13. yılında ashabıyla beraber,
yurtlarını, mallarını, hatta sahabeden birçoğu anne, baba, eş ve çocuklarını
bırakarak Medine'ye hicret etmek zorunda kaldılar. İlahi nura susayan
gönüller tarafından cihanşümul bir misafir olarak karşılanan Peygamberimiz'e,
Ensar ve Muhacirlerin sergiledikleri dostluk, kardeşlik ve fedakarlığın
bir benzerine tarih henüz şahit olmamıştır.
Bu müstesna olay Kur'an-ı Kerim'de şöyle anlatılmıştır:
"İman edip de Allah yolunda hicret ve cihad edenler; muhacirleri
barındıran ve yardım edenler var ya, işte gerçek müminler onlardır. Onlar
için mağfiret ve bol rızık vardır."[2]
Aziz Müslümanlar!
Hicretten 17 yıl sonra Hz. Ömer'in halifeliği döneminde Hz. Ali'nin teklifiyle
bu yolculuk, Hicri takvimin başlangıcı olarak kabul edilmiştir.
Hicret; Hak'kın batıla galip gelmesi ve islamı tümüyle yaşamanın azmidir.
Hicret; tevhid inancının kalplerde kökleşmesinin, gerektiğinde mallardan
ve canlardan feragat etmenin sembolüdür.
Hicret; Ensar ve Muhacirinin sergiledikleri dostluk ve kardeşliğin, milli
birlik ve bütünlüğün en güzel timsalidir.
Hicret; İlk müslümanların inançları uğruna gösterdikleri fedakarlığın
doruk noktasıdır.
Hutbeme hicretle ilgili bir ayet mealiyle son veriyorum:
"... Onlar hicret ettiler, yurtlarından çıkarıldılar, benim yolumda
eziyete uğradılar, çarpıştılar ve öldürüldüler; andolsun, ben de onların
kötülüklerini örteceğim ve onları içinden ırmaklar akan cennetlere koyacağım..."[3]
[1]
Saf 61/8
[2] Enfal
8/74
[3] Al-i
İmran 3/195
|