|
İSLAM'DA
ŞEHİTLİK VE ÇANAKKALE ZAFERİ
Muhterem
Müslümanlar !
Mensuplarına dünya ve ahiret mutluluğu vadeden dinimiz vatan, millet ve
devlet gibi kutsal sayılan değerlere büyük önem vermiştir. Bu değerlerin
korunmasına çalışırken şehit ve gazi olanlar, Yüce Allah ve Sevgili Peygamberimiz
tarafından övülmüştür. Bu hususta Al-i İmran Suresi'nin 169. ve 170. ayetlerinde:
"Allah yolunda öldürülenleri sakın ölü zannetme! Bilakis onlar
hayatta olup, Rablerinin katında yaşarlar, rızıklanırlar. Allah'ın lutf-u
kereminden ihsan ettiği nimetlere kavuşmaktan dolayı sevinç içindedirler.
Arkalarından henüz kendilerine katılmayan müstakbel şehit dindaşlarına
da kendilerine hiçbir korku olmayacağına ve üzüntü hissetmeyeceklerine
dair de müjde vermek isterler." buyrulmuştur.
Sevgili Peygamberimiz de şehitlik mertebesinin yüceliğine işaret eden
bir Hadis-i Şeriflerinde:"Nefsim kudret elinde olan Allah'a yemin
ederim ki, Allah yolunda savaşıp öldürülmeyi, sonra diriltilip yine öldürülmeyi,
sonra diriltilip yine öldürülmeyi ne kadar çok isterdim."[1]
buyurmuşlardır.
Muhterem Müslümanlar !
Müslümanların "ölürsem şehit, kalırsam gazi" inancı, nice zorlukları
aşmada onlara yardım etmiştir. Böylece kendilerinden sayıca çok üstün
durumda bulunan ordulara karşı pek çok zaferler elde etmişlerdir. Ancak,
hemen belirtmek gerekir ki, ecdadımızın taraf olduğu savaşların hepsinde
meşru bir müdafaa vardır. Yoksa sömürgeci ve yayılmacı bir anlayış ya
da sadece toprak elde etme emelleri yoktur, işte bu savaşların yakın tarihimizde
en önemlilerinden biri de bu yıl 86. Yılınıkutladığımız Çanakkale Zaferi'dir.
Muhterem Müslümanlar !
Aziz vatanımız dünyamızın çok önemli bir noktasında yer almaktadır. Bu
güzel topraklara sahip olmak asırlardır, pek çok devletin ve kumandanın
hayallerini süslemiştir. Zamanın her bakımdan en güçlü devletlerinin askerleri
bir hayalin peşine düşerek Çanakkale Boğazına kadar geldiler. Akıllarınca
boğazları geçecekler, Müslüman Türkleri tarih sayfasından sileceklerdi.
Hasta adam dedikleri Osmanlı împaratorluğunu yok ederek, asırlardır süregelen
haçlı zihniyetini dünyaya hakim kılacaklardı. Ancak, askeri anlamda çok
üstün saydıkları planları ve harp taktikleri, başta devletimizin kurucusu
Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının her şeyini ortaya koyarak
yaptığı yurt savunması karşısında, Çanakkale Boğazı'nda suya düştü. Böylece
dünya durdukça konuşulacak olan "Çanakkale Geçilmez Destanı"
yazıldı.
Her Çanakkale Zaferinin yıl dönümünde hatırlamamız ve zaferden çıkarmamız
gereken dersler vardır. Bunların bir kaçını şöylece sıralayabiliriz:
- Çanakkale geçilmez destanı yazılırken doğusundan batısına eli silah
tutan vatan evlatları görev almıştır. Bunlardan 250 bine yakını şehit
olmuş, geride on binlerce gazi kalmıştır.
- İnanç, vatan sevgisi, dayanışma, birlik ve beraberlik duyguları, zamanın
en güçlü ve donanımlı ordularına karşı koymada en önemli faktörler olmuştur.
- Bu gün bu aziz vatanda canlarından ve namuslarından emin olarak bağımsız
bir hayat yaşayan bizler, tüm şehitlerimize ve gazilerimize minnet ve
şükran duygularıyla dolu olmalıyız. Yeni nesilleri bu duygularla yetiştirmeliyiz.
Bu duygularla bütün şehitlerimizi rahmet, minnet ve şükranla yad ediyor,
hayatta olan gazilerimize sıhhat ve afiyetler diliyoruz.
[1]
Riyazü's-Salihin, 2/535
|